Jump to content


Şiir Köşesi

şiir köşe

  • Please log in to reply
102 replies to this topic

zed_x #1 Posted 25 September 2013 - 12:58 PM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013
Posted Image

Edebiyat, hele de şiir bazılarımızın hayatında önemli bir yer tutar. Kimimiz yazar, kimimiz ise sadece iyi bir okuyucudur. Her ne kadar vurdulu kırdılı oyunları sevsek de, bu içimizde duygusal, ince bir yan olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı hoşumuza giden müzikleri paylaştığımız ya da filmleri önerdiğimiz gibi bu başlık altından hoşumuza giden şiirleri de paylaşabiliriz diye düşündüm. İlk şiir benden olsun; ünlü şairimiz Nazım Hikmet'ten;

Kosmosun Kardeşliği Adına

Kosmosda bizden başka düşünen var mı
var
bize benzer mi
bilmiyorum
belki bizden güzeldir
bizona benzer mesela ama çayırdan nazik
belki de akarsuyun şankına benzer
belki çirkindir bizden
karıncaya benzer mesala ama tıraktörden iri
belki de kapı gıcırtısına benzer
belki ne güzeldir bizden ne de çirkin
belki tıpatıp bize benzer
ve yıldızlardan birinde
hangisinde bilmiyorum
yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz
hangi dilde bilmiyorum
yıldızlardan birinde konuşacak elçimiz onunla
Tovariş diyecek
söze bu sözle başlayacak biliyorum
Tovariş diyecek
ne üs kurmaya geldim yıldızına
ne petrol ne yemiş imtiyazı istemeğe
Kola-kola satacak da değilim
selamlamaya geldim seni yeryüzü umutları adına,
bedava ekmek ve bedava karanfil adına
mutlu emeklerde mutlu dinlenmeler adına
"Yarin yanağından gayrı her yerde her şeyde hep beraber"
diyebilmek adına
evlerin
yurtların
dünyaların
ve kosmosun kardeşliği adına

13 Nisan 1961, Paris

Önemli Not: Başlıktan da anlaşılacağı üzere burası bir "şiir köşesi"dir. Dileyen Necip Fazıl'dan Pablo Neruda'ya, Orhan Veli'den William Shakespeare'a dilediği şairin dilediği şiirini paylaşabilir. Başlık altında kör siyasi tartışmalara, ideolojik taraflaşmalara gidilmemesi önemle rica olunur. Saygılarımla.

zed_x #2 Posted 25 September 2013 - 01:03 PM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013
Gene çok sevdiğim bir şiir daha. Bu kez Alman şair Bertolt Brecht'ten;
Generalim Tankınız Ne Güçlü

  
Tankınız ne güçlü generalim,
Siler süpürür bir ormanı,
Yüz insanı ezer geçer.
Ama bir kusurcuğu var;
İster bir sürücü.

Bombardıman uçağınız ne güçlü generalim,
Fırtınadan tez gider, filden zorlu.
Ama bir kusurcuğu var;
Usta ister yapacak.

İnsan dediğin nice işler görür, generalim,
Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin.
Ama bir kusurcuğu var;
Bilir düşünmesini de.

(Çeviren: Asım Bezirci)

Bertolt Brecht


Edited by zed_x, 25 September 2013 - 01:29 PM.


MutiIX #3 Posted 25 September 2013 - 01:05 PM

    Sergeant

  • Player
  • 5138 battles
  • 299
  • Member since:
    03-29-2013
Öncelikle gerçekten çok iyi düşünülmüş bir konu benim bir ricam olacak edebiyatta artık has edebiyata yönelmek istiyorum kitap olarak eskiden hep politik kurgu okurdum rus edebiyatı gerçekten süper diye biliyorum ama nerden başlasam ideolojik yada siyasi kitap istemiyorum

Konuyla ilgili Can yücel Bağlanmayacaksın


Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları…
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
“O benim.” diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin…
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak…


Charles Bukowski "Aşkı hep uzaktan sevdik"


Yan yana yürümeyelim diye dar yapılmıştı kaldırımlar.




Ve yine yan yana yürümeyelim diye dar kafalıydı insanlar.
Ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik, sarılmak yakar bizi deyip,
aşkı hep uzaktan sevdik...

Şiir için ölen adamların sayısı sizin bütün çarpık savaş alanlarınızın diğerinden fazla
4 dolarlık bir odada sarhoş oluyorsan tarihiniz hiçe saydınız demektir
izin verinde ben kendi tarihimi yazayım
ve sırf dardı diye kafalar düşünmeyi bırakıp sevmeyi denedik
Sarılmak yakr deyip aşkı hep uzaktan sevdik

Charles Bukowski - it dalaşı
İT DALAŞI  - Charles Bukowski
Kalbinle giriştiğin bir haksız mücadele bu
kendi yüzüne attığın pençedir aşkın mührü
tut ki yaralısın, iyileşmeyecek kadar, çaresiz
uzaktaki kar tanelerine tutunmak için yarışır mı serçeler
özlemenin imkansızlık olduğunu bile bile...

Durmadan meşgul çalan bir telefonun ucundasın
bileklerin yanlış ibreye ayarlı: tam 12′den vuruldun!
hedef tahtasının bile ‘artık yeter’ dediği andır
kursağında suskunluk, senin o soylu suskunluğun,
kimbilir hangi kayıp haritayı çıldırtır…

Çarpışmayan hiçbir tanrı kalmadı bu hikayede
yaşadığımız ‘atlatma haber’e sıradan bir başlık uyduracak kadar cakalıyız,
darmadağın ayak izlerime bakıp da nasıl biteceğini hesaplama bu yolun kalbimle it dalaşındayız,
hiçbir atlas kucak açmıyor içimdeki ülkeye
ölüme yıllardır küs olmasam bir akrebe sevda büyüteceğim...

İçimden geçen her şeyin günlüğü tutuldu
rahat olabilirsiniz, size de yer var bu oyunda
taburu yanlış patikaya süren acemi bir rütbeliydim
hepimiz o coğrafyanın ortasında kaybolduk
şimdi falcıların önünde tek sıra hizadayız
bizim için açılıyor sinek, papaz, kız,
aşk, ayrılık, unutma mecburiyeti,
semalar üstü inatlaştığımız tanrı…

Durulduk sonunda, morfine uğramış zır deli kadar özgürüz
biletimiz kesildi, cehenneme kadar bütün yollar açık
varsa sıratın üstünde de sürüp gider bu it dalaşı
bir ağızdan çekilen yuhlara da katlanırız
kıyamete ne kaldı aşk bittikten sonra ???

Ömür mü?
Yük kervanıdır, geçtiği her adımda biraz daha derinleşir iz
gökyüzüne darılıp kalır anılara yetişemeyen o evcil akbaba.


MutiIX #4 Posted 25 September 2013 - 01:09 PM

    Sergeant

  • Player
  • 5138 battles
  • 299
  • Member since:
    03-29-2013
Sabahattin Ali Bütün insanlara


Bütün İnsanlara
Dillerde gezen adım:
Bir seciyesiz, bir it.
Nedense olamadım,
Sizin gibi bir yiğit...

Ne gaye taşıyorum,
Ne bir dağ aşıyorum;
Delice yaşıyorum,
Ne ihtiras, ne ümit...

Yuh...Eğer hayat buysa,
Bu ahmakça uykuysa...
Bana kim sokulduysa
Hadi dedim, hadi git! ..

Bende çok şey var ama,
Akıl filan arama...
Ciddiyetle arama
Koydum dikenli bir çit.

Saçıma düşen aklar,
Ne bir macera saklar;
Çıkarmaz bu dudaklar,
Ne bir küfür ne tevhit...





Korkutmaz beni ölüm,
Bir şeytan kadar hürüm.
Süremez bende hüküm
Ne Allah, ne de Nahit...
Neyzenin de süper şiirleri var ama çok açık sözlü paylaşırsam ban yerim.

ama bir tane buldum



Anladın mı?

Hicran destanını kendinden oku,
Mecnun'dan duyup da rivayet etme.
Aşkın Leyla'sını gördünse söyle.
Söz temsili bulup hikayet etme.

Yüz bin Leyla doğar alemde her gün,
Senin aradığın zevk, sefa düğün.
Tutacağın işi önceden düşün;
Daha ilk adımda nedamet etme.

Sevdanın oduna pek güvenilmez,
Tutuşurşan eğer kolay sönülmez.
Bu yolun hükmüdür geri dönülmez,
Canına kıymazsan seyahat etme.

İyi bak kabına, olmasın delik,
Boşuna taşırsın ,gider gündelik.
Anında olmalı, ettiğin iyilik,
Alem duysun diye, inayet etme.

Kabe'den maksadın varmaktır yara,
Kör gibi tapınma, kara duvara,
Hızır'ı ararsan kendinde ara,
Bulamadım gibi rezalet etme.

Muhabbet herkesin aklını çelmez,
Gönül viranesi kolay düzelmez.
Alemden çekinme bir zarar gelmez,
Sen kendi kendine hıyanet etme.

Şen şatır gönlüne hicran dolmasın,
Gençliğin gülşeni gamla solmasın.
Neyzen gibi aklın yarda olmasın,
Özründen çok büyük kabahat etme.

Neyzen Tevfik


MutiIX #5 Posted 25 September 2013 - 01:14 PM

    Sergeant

  • Player
  • 5138 battles
  • 299
  • Member since:
    03-29-2013
Parça parça koyuyorum
Kime Sordumsa Seni
Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler;
Kimi alçak, kimi hırsız, kimi deyyus! dediler...
Künyeni almak için, partiye ettim telefon:
Bizdeki kayda göre, şimdi o mebus dediler!..

Neyzen Tevfik
Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!
Hey gidi küheylan, koşmana bak sen!
Çatlarsan, doğuran kısrak utansın!
Eski çınar şimdi noel ağacı;
Dallarda iğreti yaprak utansın!
Ustada kalırsa bu öksüz yapı,
Onu sürdürmeyen çırak utansın!
Ölümden ilerde varış dediğin,
Geride ne varsa bırak utansın!
Ey binbir tanede solmayan tek renk;
Bayraklaşamıyorsan bayrak utansın!

NFKK

Aldanmıyorsam bir zamanlar hayatım,önüne
bütün gönüllerin açıldığı, yoluna bütün şarapların
döküldüğü bir şölendi.
Bir akşamdı dizimi oturttum Güzelliği-Terslik
edecek oldu-İler tutar yerini bırakmadım ben de.
Bayrak açtım adalete karşı.
Aldım başımı kaçtım. Ey büyücüler, size ey
bahtsızlık, ey nefret, hazinem size emanet.
Azmettim, söndürdüm içerimde insan ümidi adına
ne varsa. Bir yırtıcı hayvan amansızlığıyla atıldım
üzerlerine boğayım diye cümle sevinci.
Cellatlara seslendim, ısırayım diye ölürken
mavzerlerin kabzalarını. Seslendim salgınlara,
boğsunlar istedim, kan içinde, kum içinde beni. Tanrı
bildim musibeti. Gırtlağıma kadar battım çamurlara.
Cürümün ayazında kurundum. Hop oturup hop
kaldırdım çılgınlığı.
Bana baharın getirdiği iğrenç bir budala kahkahasıydı.
Derken az önce işte, bir de baktım ki kıkırdamak
üzereyim; aklıma eski şölenin anahtarlarını aramak
geldi, dedim belki de yeniden heveslenirim.
Hayırmış meğer o anahtarın adı-Anlaşıldı ben bir
düşteymişim.
"Sen canavar kalacaksın..." falan filan... atıp
tutmaya başladı başıma bu şirin hasırları ören şeytan.
"Ölümüne sürsün cümle iştahın, bencilliğin, cümle
bağışlanmaz günahın."

Ah, canıma yetti arttı-Kuzum şeytan, ne olur daha
bir öfkesiz bakıver de benden yana ufak tefek, yolda
kalmış alçaklıklar vara dursun, sen ki yazarda tasvir,
öğreticilik vergilerinin yokluğuna vurgunsun, senin için
kopardım lanetli gün defterimden bu uğursuz yaprakları.


Arthur Rimbaud

LUJ0 #6 Posted 25 September 2013 - 01:17 PM

    Warrant Officer

  • Player
  • 9412 battles
  • 835
  • Member since:
    03-01-2013
Ahmet Telli - Belki Yine Gelirim

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün


MutiIX #7 Posted 25 September 2013 - 01:20 PM

    Sergeant

  • Player
  • 5138 battles
  • 299
  • Member since:
    03-29-2013

View PostLUJ0, on 25 September 2013 - 01:17 PM, said:

Ahmet Telli - Belki Yine Gelirim

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün


Çok güzel teşekkür ederim paylaşım için

zed_x #8 Posted 25 September 2013 - 01:22 PM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013

View PostMutiIX, on 25 September 2013 - 01:05 PM, said:

Öncelikle gerçekten çok iyi düşünülmüş bir konu benim bir ricam olacak edebiyatta artık has edebiyata yönelmek istiyorum kitap olarak eskiden hep politik kurgu okurdum rus edebiyatı gerçekten süper diye biliyorum ama nerden başlasam ideolojik yada siyasi kitap istemiyorum

Açıkçası yeni çıkan romanları ya da öyküleri pek takip etmiyorum. Ancak bir dostum, arkadaşım yazmışsa değişiyor. Bu mevzuda tam bir "klasik" tutkunuyum diyebilirim. Rus klasiklerinden henüz daha pişman olmadım, Fransız klasik edebiyatı da asla aşağı kalmaz. Amerika'dan ise bildiklerim (okuduklarım) Ernest Hemingway ve Jack London, İngiltere'den Charles Dickens, William Shakespeare gibi isimler ancak.

William Shakespeare'in eserlerini ise Can Yücel çevirileriyle okumanızı öneririm. Sebahattin Eyüboğlu da güzeldir ancak üstad özgün bir çeviri diline sahiptir. Örneğin Shakespeare'in ünlü "olmak ya da olmamak" dizesinin geçtiği Hamlet'ten meşhur bölümü şöyle çevirir;

Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?
Acep hangisi, nefsine destur deyip karayazının
Oklarını, güllelerini sineye çekmek mi, yoksa
Bu belâ deryasına karşı isyan etmek mi
Yaraşır insan olana? Öldün diyelim, uyudun,
Herşey de bitti ve uyuyarak bir kalemde son verdin
Tekmil kalp-ağrılarına ve o tenkafesimize musallat
Binbir kahra, binbir acıya, kim istemez ki bu akıbeti
Hem de cân-ı gönülden? Öldün diyelim, uyudun,
Uyudun iy' ama, ya rüya görürsen. İşte işin püf yanı!
Bu ölümlü dağdağadan yakayı sıyırdıktan sonra,
O ölüm uykusunda kimbilir ne olmadık düşler
Göreceksin, bir düşün! İşte bu kaygıdır zâten
Ömrü onca uzun bir felâket haline getiren!
Yoksa hangimiz dayanırdı zamanın sillesine, şamarına
Zalimin zulmüne, zorbanın zartasına, zurtasına,
Karşılıksız aşkın azabına, hukukun gugukluğuna,
Hangimiz dayanırdı başımızdakilerin başımıza çıkmasına.
Bakar mıydık yüzsüzün yüzüne hiç, paslı bir hançerle
Selâmete çıkmak dururken? Hangimiz eyvallah derdi
Bu çekitaşı hayatın yükü altında inleyip sıklamaya,
Kara topraklarından tek bir yolcunun bile dönmediği
O ölüm denen meçhul ülkeye göçtükten sonra,
Başımıza ne gelir korkusu elimizi, kolumuzu bağlamasaydı
Ve karşımıza ne karabasanlar çıkar bilmediğimiz için
Bildiğimiz çilelere katlanmaya razı gelmeyeydik?
Hep o vicdan bizleri böyle ötlekleştiren,
Hep o yüzden kararımızın gözalıcı rengi üstüne
Soluk benizli ikirciğin maraz gölgesi düşüyor,
Hep o yüzden şaha kalkmış nice atılım
Yolun, izin şaşıyor, tökezlenip duruyor,
Yola çıktığına bin pişman...

Diğer çevirilerle kıyaslamanız için; http://mani-dar.blog...anlandryor.html

MutiIX #9 Posted 25 September 2013 - 01:26 PM

    Sergeant

  • Player
  • 5138 battles
  • 299
  • Member since:
    03-29-2013

View Postzed_x, on 25 September 2013 - 01:22 PM, said:

Açıkçası yeni çıkan romanları ya da öyküleri pek takip etmiyorum. Ancak bir dostum, arkadaşım yazmışsa değişiyor. Bu mevzuda tam bir "klasik" tutkunuyum diyebilirim. Rus klasiklerinden henüz daha pişman olmadım, Fransız klasik edebiyatı da asla aşağı kalmaz. Amerika'dan ise bildiklerim (okuduklarım) Ernest Hemingway ve Jack London, İngiltere'den Charles Dickens, William Shakespeare gibi isimler ancak.

William Shakespeare'in eserlerini ise Can Yücel çevirileriyle okumanızı öneririm. Sebahattin Eyüboğlu da güzeldir ancak üstad özgün bir çeviri diline sahiptir. Örneğin Shakespeare'in ünlü "olmak ya da olmamak" dizesinin geçtiği Hamlet'ten meşhur bölümü şöyle çevirir;

Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin?
Acep hangisi, nefsine destur deyip karayazının
Oklarını, güllelerini sineye çekmek mi, yoksa
Bu belâ deryasına karşı isyan etmek mi
Yaraşır insan olana? Öldün diyelim, uyudun,
Herşey de bitti ve uyuyarak bir kalemde son verdin
Tekmil kalp-ağrılarına ve o tenkafesimize musallat
Binbir kahra, binbir acıya, kim istemez ki bu akıbeti
Hem de cân-ı gönülden? Öldün diyelim, uyudun,
Uyudun iy' ama, ya rüya görürsen. İşte işin püf yanı!
Bu ölümlü dağdağadan yakayı sıyırdıktan sonra,
O ölüm uykusunda kimbilir ne olmadık düşler
Göreceksin, bir düşün! İşte bu kaygıdır zâten
Ömrü onca uzun bir felâket haline getiren!
Yoksa hangimiz dayanırdı zamanın sillesine, şamarına
Zalimin zulmüne, zorbanın zartasına, zurtasına,
Karşılıksız aşkın azabına, hukukun gugukluğuna,
Hangimiz dayanırdı başımızdakilerin başımıza çıkmasına.
Bakar mıydık yüzsüzün yüzüne hiç, paslı bir hançerle
Selâmete çıkmak dururken? Hangimiz eyvallah derdi
Bu çekitaşı hayatın yükü altında inleyip sıklamaya,
Kara topraklarından tek bir yolcunun bile dönmediği
O ölüm denen meçhul ülkeye göçtükten sonra,
Başımıza ne gelir korkusu elimizi, kolumuzu bağlamasaydı
Ve karşımıza ne karabasanlar çıkar bilmediğimiz için
Bildiğimiz çilelere katlanmaya razı gelmeyeydik?
Hep o vicdan bizleri böyle ötlekleştiren,
Hep o yüzden kararımızın gözalıcı rengi üstüne
Soluk benizli ikirciğin maraz gölgesi düşüyor,
Hep o yüzden şaha kalkmış nice atılım
Yolun, izin şaşıyor, tökezlenip duruyor,
Yola çıktığına bin pişman...

Diğer çevirilerle kıyaslamanız için; http://mani-dar.blog...anlandryor.html

Çok teşekkür ediyorum bende yeni kitaplar değil klasikler istiyorum franz kafka olabilir mesela ama hangi eserinden başlamalıyım bazı yazarlar kademeli arttırıyor dozu mesela jean Paul Sartre Bulantı okudum mükemmel bir eser..

1923BnJn #10 Posted 25 September 2013 - 01:28 PM

    Colonel

  • Player
  • 37236 battles
  • 3,557
  • Member since:
    05-03-2011
zed_x 2. şiiri okudum (sırf kısa diye  :teethhappy: ) uçak uzak olmuş, düzeltebilir misin?
.
güzel bir başlık, umarım koınu saptırılmaz, birde arkadaşalr herkes bir şey yaplaşmak için yıuğınla şiir atmayın hemen, uzun yazı dizesi insanı kaçırır demedi demeyin, araları biraz boşluk olsun süre olarak :)
.
€dit : birde lütfen alıntı yapın yapmasına ama şiirki komple almayın alıntıda, zaten uzun şiirler :)

Edited by 1923BnJn, 25 September 2013 - 01:29 PM.


MutiIX #11 Posted 25 September 2013 - 01:31 PM

    Sergeant

  • Player
  • 5138 battles
  • 299
  • Member since:
    03-29-2013
evet farkettim parça alıntı yapmayı bilmiyorum söylediğim hava da kalmasın diye aldım. bir daha olmaz.ç

zed_x #12 Posted 25 September 2013 - 01:34 PM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013

View PostMutiIX, on 25 September 2013 - 01:26 PM, said:

Çok teşekkür ediyorum bende yeni kitaplar değil klasikler istiyorum franz kafka olabilir mesela ama hangi eserinden başlamalıyım bazı yazarlar kademeli arttırıyor dozu mesela jean Paul Sartre Bulantı okudum mükemmel bir eser..
Ne demek, rica ederim.  :smile: En bilinen iki kitabını okudum henüz daha Kafka'nın. Dava ve Dönüşüm. Dava'yı okuduğum sıralarda mahkemede işlerim oluyordu, o günlerde mahkeme koridorlarını gerçekçi tarif edişine hem hayran kalmıştım, hem de o gerçekçilik yüzünden koridorlarda zor dolanmıştım. İkisini de öneririm.

View Post1923BnJn, on 25 September 2013 - 01:28 PM, said:

zed_x 2. şiiri okudum (sırf kısa diye  :teethhappy: ) uçak uzak olmuş, düzeltebilir misin?
.
Antoloji'den alıntılamıştım ikinci şiiri, farkedememişim. Düzelttim.

View PostMutiIX, on 25 September 2013 - 01:31 PM, said:

evet farkettim parça alıntı yapmayı bilmiyorum söylediğim hava da kalmasın diye aldım. bir daha olmaz.ç
Yukarıda Word sembolü olan "paste from word"e tıklar ve oraya yapıştırıp paylaşırsan kaynak sayfada olduğu gibi alıntılar buraya da şiiri ya da yazıyı. Ben hep onu kullanıyorum alıntılarda.

Edited by zed_x, 25 September 2013 - 01:35 PM.


Kejjak #13 Posted 25 September 2013 - 05:01 PM

    eSports Manager Europe

  • Member
  • 3551 battles
  • 2,228
  • [WG-EU] WG-EU
  • Member since:
    01-21-2013
Oho bu konu harika olmuş beğendim, pinliyorum konuyu. Çalışmalarınız ve şiirlerinizin devamı dileğiyle :)

Can yücel'i ayrıca çok beğenirim, üslübu bizim ülkemizde ihtiyaç olan bir ayarda bana kalırsa  :smile:

zed_x #14 Posted 25 September 2013 - 05:24 PM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013

View PostChejop_Kejak, on 25 September 2013 - 05:01 PM, said:

Oho bu konu harika olmuş beğendim, pinliyorum konuyu. Çalışmalarınız ve şiirlerinizin devamı dileğiyle :)

Can yücel'i ayrıca çok beğenirim, üslübu bizim ülkemizde ihtiyaç olan bir ayarda bana kalırsa  :smile:

Çok teşekkürler. :honoring: Fırsat buldukça Türk ve Dünya şairlerinin şiirlerini yayınlamaya çalışacağım ben de. Hatta Cemal Süreya'dan devam edeyim.


AŞK

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
    İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
    dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.


Cemal Süreya

zed_x #15 Posted 26 September 2013 - 08:17 AM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013
Güne Ülkü Tamer'den "Konuşma" şiiriyle başlayalım istedim;

Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.


Bu da Haluk Bilginer'in Güneş'in Oğlu filminden şiiri yorumlayışı;



zed_x #16 Posted 26 September 2013 - 08:25 AM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013
Bu da forumumuzun Japon Kültür Elçisi Uberjager için gelsin.  :smile:  Nazım Hikmet'in Japonya'ya atılan ve yüzbinlerce insanın hayatını kaybetmesine yol açan atom bombasının "etkileri" üzerine çok sevdiğim bir şiiri, Japon Balıkçısı.
JAPON BALIKÇISI
Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...
Badem gözlüm, beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.
Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.
Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
   Nerdesiniz?
(1956)
Ve bir de bonus, Ünol Büyükgönenç'in çok sevdiğim teatral bestesi;

Edited by zed_x, 26 September 2013 - 08:26 AM.


LABONDER #17 Posted 26 September 2013 - 05:29 PM

    Warrant Officer

  • Player
  • 1153 battles
  • 770
  • Member since:
    03-21-2012
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan

şair.Muzaffer tayyip uslu

__Rumpelstiltskin__ #18 Posted 26 September 2013 - 05:37 PM

    Second Lieutenant

  • Player
  • 35159 battles
  • 1,227
  • [_57_] _57_
  • Member since:
    04-15-2012
Ayrılık Sevdaya Dahil
Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek ASKIMIZ

Posted Image

şair:Atilla İlhan

zed_x #19 Posted 27 September 2013 - 12:51 PM

    Major

  • Player
  • 44696 battles
  • 2,704
  • [ESKYA] ESKYA
  • Member since:
    01-27-2013
Büyük üstad Tuncel Kurtiz'e ithafen...

Posted Image

itsAlovelyDay #20 Posted 27 September 2013 - 01:51 PM

    Second Lieutenant

  • Player
  • 2332 battles
  • 1,153
  • Member since:
    08-31-2013

View Postzed_x, on 26 September 2013 - 08:17 AM, said:

Güne Ülkü Tamer'den "Konuşma" şiiriyle başlayalım istedim;

Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.


Bu da Haluk Bilginer'in Güneş'in Oğlu filminden şiiri yorumlayışı;



Bu şiirin giriş kısmıyla alıntı yapıp güzel bir şarkısı vardı "Yüzyüzeyken konuşuruz" grubunun şarkının adı Cenaze eviydi.




1 user(s) are reading this topic

0 members, 0 guests, 0 anonymous users